10
Aralık Dünya İnsan Hakları Günü Vesilesiyle Dışişleri Bakanı Ve Başbakan
Yardımcısı Sayın Abdullah Gül’ün Yayınladıkları Mesaj,
(10 Aralık 2004)
10 Aralık 1948 tarihinde BM Genel Kurulu’nda kabul edilen İnsan Hakları
Evrensel Bildirgesi’nin 56. yıldönümünü kutluyoruz.
Kişisel hak ve özgürlükler konusunda temel bir referans belgesi olan
İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni kabul eden ilk ülkeler arasında
yer alan Türkiye, aynı zamanda Birleşmiş Milletler’in temel insan hakları
sözleşmelerinin tamamına taraftır.
Hükümetimiz, insan hakları konusunu
ülkemizin kalkınması ve demokratikleşmesi için vazgeçilmez bir unsur
olarak değerlendirmektedir ve bunu, yönetimde şeffaflıktan, yolsuzlukla
mücadeleye kadar çok yönlü bir süreç olarak görmektedir. Hükümetimiz,
halkımızdan aldığı destekle, bu alandaki çabalarını, önümüzdeki dönemde
de taviz vermeksizin ve büyük bir kararlılıkla sürdürme iradesine ve
azmine sahiptir.
İnsan hakları, hukukun üstünlüğü ve demokrasi norm ve standartlarını
belirleyen söz konusu uluslararası belgelerin içerdiği yükümlülüklerin
iç mevzuata aktarılması ve uygulamaya geçirilmesi, Hükümetimizin sürdürmekte
olduğu reform sürecinin ana unsurunu oluşturmaktadır. Bu, dinamik bir
mükemmelleşme sürecidir. İnsan haklarını ilgilendiren yeni alanlar,
yeni konular ortaya çıkmaktadır. Ortaya çıkan yeni gelişmelere uyum
göstermek ve insan hakları konusunda toplumumuzda yaygın ve güçlü bir
bilinçlenme sağlamak, önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Bu çerçevede,
AB standartlarına da uyum bakımından Anayasamızda ve diğer temel yasalarda
birçok değişiklik yapılmış, reform paketleri kabul edilerek hayata geçirilmiştir.
Hala çözüm bekleyen bazı sorunların aşılması için de ciddi çalışmalar
yürütülmektedir. Bütün Türk vatandaşlarının, kendi vatanlarında, korku
ve tedirginlik duymaksızın, mutluluk ve güven içinde, hiçbir ayrıma
tabi tutulmaksızın, birinci sınıf vatandaş olarak yaşamaları en büyük
arzumuzdur ve bu doğrultuda yoğun bir çaba gösterilmektedir. Bu çerçevede
kadın ve çocuk haklarının korunmasına özel bir itina gösterilecek, bu
alandaki sorunların çözülmesine gayret edilecektir. Dilsel, dinsel ve
kültürel çeşitliliğimize saygı gösterilmesi ilkesi doğrultusunda hareket
edilmeye de devam edilecektir.
Bu süreçte bizi en çok memnun eden husus, bütün bu reformların, halkımız
tarafından desteklenmesi ve kamu görevlilerinden medyaya, yargıdan,
sivil toplum örgütlerine kadar toplumumuzun her kesimi tarafından süratle
benimsenmekte ve hayata geçirilmekte olmasıdır. Bu durum, ulusal barış
ve uzlaşı atmosferine de önemli katkılarda bulunmaktadır.
Türk halkının tarihi ve manevi dokusunda esasen var olan insana saygı,
başkasının hakkına, hukukuna hürmet duygusu, insan hakları alanındaki
reformlarımızın günlük hayata geçirilmesini kolaylaştırmakta, uygulamaların
yaygınlaşmasını hızlandırmaktadır.
Bu çerçevede, Hükümetimizin izlemekte olduğu “işkenceye ve kötü muameleye
karşı sıfır hoşgörü” politikasına ilişkin uygulamaların İşkenceyi, İnsanlık
dışı veya Aşağılayıcı Muameleyi veya Cezalandırmayı Önlemek İçin Avrupa
Komitesi dâhil güvenilir uluslararası denetim mekanizmaları tarafından
tescil edilmiş olması memnuniyet vericidir. Anılan Komite ve diğer uluslararası
ve ulusal denetim mekanizmaları ile verimli diyalog ve işbirliğimiz
önümüzdeki dönemde de kararlılık ve titizlikle sürdürülecektir.
Öte yandan, eğitim yoluyla toplumun her kesiminde ve her düzeyde insan
hakları bilincinin geliştirilmesine yönelik çalışmalara da ağırlık verilmektedir.
Bu alanda BM İnsan Hakları Eğitimi On Yılı Ulusal Komitesi tarafından
hazırlanan 1998–2007 yılları ulusal programının aktif biçimde yürütülmesine
özen göstermekteyiz.
Bugün kutladığımız yıldönümü vesilesiyle, bütün ülkelerin İnsan Hakları
Evrensel Bildirgesi’ndeki ilkeleri azami ölçüde hayata geçirmelerini
ve bütün dünya halklarının bunlardan yararlanmalarını diliyoruz.