Evrensel insan hakları standartları arasında vazgeçilmez bir öneme sahip olan düşünce ve ifade özgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olarak görülen basın özgürlüğünün önemini kamuoyuna aktarmak amacıyla her yıl olduğu gibi 2012 yılında da 3 Mayıs günü Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak kutlanmaktadır.
Basın özgürlüğü, ifade özgürlüğünün önemli bir alt kategorisi olup, Birleşmiş Milletler tarafından İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi'nde ilan edilen, birçok ülke tarafından kabul edilen bir haktır. Demokrasinin temelini oluşturan düşünceyi açıklama özgürlüğü olarak da adlandırılan ifade özgürlüğü demokratik toplumların ilerlemesi ve bireylerin gelişimi için vazgeçilmez temel insan hakları değerlerinden biridir.
Genel anlamda ifade özgürlüğü ve bununla alakalı olarak da basın özgürlüğünün uygulaması ülkeden ülkeye değişiklik gösterebilmektedir. Bu hakka yapılan sınırlandırmalar hak konusuyla alakalı olarak oldukça önem kazanmaktadır. Kamu otoritesi özellikle nefret sözcükleri, ayrımcılık, dışlayıcı ifadeleri ve müstehcenlik vb. içerikli ifadeleri zaman zaman kısıtlayabilmektedir. Ancak bu kısıtlamalar muhakkak ki Anayasa ve yasalarla düzenlenmektedir.
Ülkemizin de taraf olduğu BM İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 19'uncu maddesi şöyle der: "Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malumat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir."
Yine Ülkemizin de taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 10’ncu maddesi ifade özgürlüğünü düzenlemektedir. Buna göre “1. Herkes görüşlerini açıklama ve anlatım özgürlüğüne sahiptir. Bu hak, kanaat özgürlüğü ile kamu otoritelerinin müdahalesi ve ülke sınırları söz konusu olmaksızın haber veya fikir almak ve vermek özgürlüğünü de içerir. Bu madde, devletlerin radyo, televizyon ve sinema işletmelerini bir izin rejimine bağlı tutmalarına engel değildir. 2. Kullanılması görev ve sorumluluk yükleyen bu özgürlükler, demokratik bir toplumda, zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması veya yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması için yasayla öngörülen bazı biçim koşullarına, sınırlamalara ve yaptırımlara bağlanabilir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 25'inci maddesine göre, “Herkes, düşünce ve kanaat hürriyetine sahiptir. Her ne sebep ve amaçla olursa olsun kimse, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; düşünce ve kanaatleri sebebiyle kınanamaz ve suçlanamaz.”
Ayrıca 5187 Sayılı Basın Kanunu basın özgürlüğünü ve bu özgürlüğün kullanımını düzenlemektedir. Basın Kanunu 3’üncü maddesine göre “Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir. Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlakının, milli güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir.”
Son yıllarda insan hakları alanında atılan adımlar, anayasal ve yasal reformlarla ülkemiz evrensel insan hakları standartlarına sahip olma kararlılığını göstermektedir. Düşünce ve ifade özgürlüğünün ülkemizin de onayladığı uluslar arası sözleşmelere uyumlu hale getirilmesi amacıyla yasama tarafından gerekli yasama çalışmaları sürdürülmektedir.
Bu vesile ile basın camiasının 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü gününü kutlar, ülkemizin Basın Özgürlüğü alanında Dünya Milletleri arasında en önde olmasını temenni ederiz.