KİŞİ ÖZGÜRLÜĞÜ VE GÜVENLİĞİ HAKKI

   
   
     
 

 

Kişi Özgürlüğü ve Güvenliği Hakkı*

Kişinin temel haklarından biri de, keyfi olarak özgürlüğünden yoksun bırakılmamak ve özgürlüğünden mahrum olunan durumlarda gerekli güvenlik tedbirlerinin sağlanmasıdır. Bu hak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. ve Anayasamızın 19. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu hakkın kapsamına hiç kimsenin keyfi olarak bedenen bir yerde kapalı tutulmaması, gözaltına ve tutuklanmasına izin verilmemesi girer. Anayasamızın 19. maddesine göre “Herkes kişi hürriyeti ve güvenliğine sahiptir” denilmektedir. Ancak bu hak mutlak bir hak değildir. Kişinin özgürlüğünü kısıtlamayı haklı kılacak nedenler kabul edilmektedir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasamızda, kişi özgürlüğünü sınırlamanın istisnaları sayılmıştır. Bu istisnalarla kişi, özgürlüğünden mahrum edilebilir. Ancak bu istisnaların dışına çıkılamaz.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinde, “Herkesin kişi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır” dedikten sonra, “Aşağıda belirtilen haller ve yasada belirtilen yollar dışında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz” diyerek, kişi özgürlüğünün istisnaları şu şekilde sayılmıştır:

-Yetkili mahkeme tarafından mahkûm edilmesi üzerine bir kimsenin usulüne uygun olarak hapsedilmesi;
-Bir mahkeme tarafından yasaya uygun olarak verilen bir karara riayetsizlikten dolayı veya yasanın koyduğu bir yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak için bir kimsenin usulüne uygun olarak yakalanması veya tutulması;
-Suç işlediği hakkında geçerli şüphe bulunan veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulması;
-Bir küçüğün gözetim altında eğitimi için usulüne uygun olarak verilmiş bir karar gereği tutulması veya yetkili merci önüne çıkarılmak üzere usulüne uygun olarak tutulması;
-Bulaşıcı hastalık yayabilecek bir kimsenin, bir akıl hastasının, bir alkoliğin, uyuşturucu madde bağımlısı bir kişinin veya bir serserinin usulüne uygun olarak tutulması;
-Bir kişinin usulüne aykırı surette ülkeye girmekten alıkonması veya kendisi hakkında sınır dışı etme ya da geri verme işleminin yürütülmekte olması nedeniyle usulüne uygun olarak yakalanması veya tutulması.
Sözleşme ve Anayasamızda bu koşullar altında özgürlüğünden mahrum bırakılan kişilere bazı güvenceler tanınmıştır. Bir başka ifade ile hukuka uygun olarak özgürlüğünden mahrum bırakılan kişilere şu güvencelerin sağlanması gerekmektedir:
-Yakalanan her kişiye, yakalama nedenleri ve kendisine yöneltilen her türlü suçlama en kısa zamanda ve anladığı bir dilde bildirilir;
-Yakalanan ve tutulan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış diğer bir görevli önüne çıkarılmalıdır;
-Kişinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır;
-Yakalama veya tutulma nedeniyle özgürlüğünde yoksun kılınan herkes, özgürlük kısıtlamasının yasaya uygunluğu hakkında kısa bir süre içinde karar vermesi ve yasaya aykırı görülesi halinde, kendisini serbest bırakması için bir mahkemeye başvurma hakkına sahiptir;
-Bu hükümlere aykırı olarak yapılmış bir yakalama veya tutma işleminin mağduru olan herkes tazminat istemeye hakkı vardır (AİHS md. 5/2-5).AİHS’ madde 5/1’de “yasada belirtilen yollar dışında” ve Anayasa’nın 19/2’de, “şekil ve şartları kanunda gösterilen” ifadeleri ile özgürlükten yoksun bırakılmanın şekil ve şartlarını kanuna bırakmaktadır. Türk iç hukukunda kişi özgürlüğünden mahrum bırakılmanın şekil ve şartları başta, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) olmak üzere, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (CGTİHK), Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu (PVSK) ve Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nde düzenlenmiştir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Koruma Tedbirleri” kenar başlıklı “Dördüncü Kısım”da 90-108 maddeler arasında “yakalama, gözaltına alma ve tutuklamanın şekil ve şartları düzenlenmiştir.

CMK’nın 90. maddesine göre, kişiye suç işlerken rastlanması halinde, suçüstü bir fiilden dolayı izlenen kişinin kaçması olasılığının bulunması veya hemen kimliğini belirleme olanağının bulunmaması durumdan herkes tarafından yakalama yapılabileceği belirtilmektedir. Bu iki istisna dışında yakalama işlemi ancak kolluk görevlileri tarafından yapılabilir. Usulüne göre yakalanan kişi Cumhuriyet savcısı tarafından bırakılmazsa, soruşturmanın tamamlanması için gözaltına alınmasına karar verilir. Gözaltı süresi yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye götürülmesi zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren 24 saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hâkim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre 12 saatten fazla olamaz.

Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların veya bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilmez. Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa; şüpheli veya sanığın davranışları, delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa, tutuklama nedeni var sayılır (CMK md. 100). Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi tarafından, kovuşturma evresinde mahkeme karar verir (CMK m. 101). Ağır ceza mahkemesini görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok altı aydır. Ancak bu süre zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek dört ay daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek bu süre üç yıla uzatılabilir (CMK md. 102).

Görüldüğü gibi günümüzde, kişilerin keyfi olarak özgürlüğünden mahrum bırakılmalarını önlemek üzere, insan hakları sözleşmeleri, anayasa, kanun ve yönetmeliklerle çok ayrıntılı kurallar getirilmiştir. Bu kuralların bu kadar ayrıntılı düzenlenmesi, kişi hürriyetinden keyfi yoksun bırakılmanın çok ağır bir insan hakkı ihlali olmasından kaynaklanmaktadır. Ayrıca kişi özgürlüğünden mahrum bırakılma koşullarının çok ayrıntılı olması, gözaltı ya da tutuklunun sırasında yaşama hakkının kaybı ya da işkence ve kötü muameleye maruz bırakılmanın da önüne geçme açısından son derece önemlidir.


*Yrd. Doç.Dr. Abdurrahman EREN Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Sivas İl İnsan Hakları Kurulu Üyesi