|
::
2007 YILI FAALİYETLERİ
2007 yılı içerisinde İl İnsan Hakları Kurulu Başkanlığımıza
12 adet başvuruda bulunulmuştur. Vatandaşlarımız bu başvurularında;
Sağlık, Hasta Hakları, Kişi Hürriyeti, Haberleşme ve Basın Hürriyeti
gibi konularda şikâyetlerini dile getirmişlerdir. İl İnsan Hakları
Kurulumuz bu şikâyetleri düzenli olarak kurulda görüşüp konun
içeriğine göre incelemelerde bulunup, gereğini yapmıştır. İl
İnsan Hakları Kurulumuz, 2007 yılı içerisinde çeşitli zamanlarda
Nezarethaneleri, Çocuk Yurt ve Yuvalarını, Toplum Sağlığı ve
Gıda Üretimi yapılan yerler, Özel ve Resmi Yüksek Öğrenim Öğrenci
yurtlarını, Özel ve Resmi Okulları ve Kamu Kurum ve Kuruluşlarını
ziyaret ederek bir aksaklıkla karşılaştıklarında sorunun çözülmesi
yönünde gerekli uyarıları yapmış veya gerekli görüldüğü zaman
kanuni işlem yapılması için gerekli yerlere bildirmiştir. İl
İnsan Hakları Kurulumuz 2008 yılında da çalışmalarına aynı ciddiyet
ve kararlılıkla devam edecektir.
<<
SAYFA BAŞI
::
KURUL BAŞKANI VALİ YARDIMCISI, HAMDULLAH SUPHİ ÖZGÖDEK’İN KONUŞMASI
Bugün
burada sizlere sunacağımız proğramı hazırlayan İl İnsan Hakları
Kurulumuzun misyonu, vizyonu, görevleri ve faaliyetleri hakkında
kısaca bilgi arz etmek isterim.
Amasya İl İnsan Hakları Kurulu 23 Kasım 2003 tarih ve 25298
sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan İl ve İlçe İnsan Hakları Kurullarının
Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları Hakkındaki Yönetmelik Hükümleri
uyarınca faaliyet yürütmekte olup, misyonu en genel ifadesiyle
vatandaşların hak ve özgürlüklerden yararlanmalarının önündeki
engellerin kaldırılarak İlimizdeki İnsan Hakları standardının
yükseltilmesidir.
İl İnsan Hakları Kurulumuzun 17 üyesi mevcuttur. Bu üyelerden
sadece kurul başkanı Vali Yardımcısı ve kamuda görevli bir Avukat
Kamu görevlisi olup, diğer 15 üye belediye Başkanlığı’ndan,
Üniversite’den, Siyasi Partilerden, Ticaret ve Sanayi Odası’dan,
Tabipler Odasından, Baro’dan, Yerel Gazetelerden, Muhtarlar
Derneği’nden, Okul ve Aile Birliklerinden, Çağdaş Yaşamı Destekleme
Derneğinden, Amasya Vakfından, Tema Vakfından ve Sendikalardan
görevlendirilen temsilcilerden oluşmaktadır.
Kurulumuzun görevleri arasında;
-İlgili Bakanlık İnsan Hakları Daire Başkanlığı,Valilik, İl
masası ile kurul üyeleri ve ilçe kurulları tarafından il kurulunun
gündemine getirilen konuları değerlendirmek,
- İnsan Hakları İhlal iddialarını araştırmak ve incelemek,
-Her türlü ayrımcılığın önlenmesi için gerekli çalışmaları yapmak,
-İdarenin uygulamalarında vatandaşa hoşgörü ve nezaketle yaklaşılmasını
sağlamak amacıyla gerekli çalışmaları yapmak,
-Uygulayıcı ve vatandaşların İnsan Hakları Eğitim ve biliçlendirilmesini
sağlayıcı çalışmalar yapmak,
-Telefon ve eletronik postayla ihbar imkanlarını sağlayarak
tedbirleri almak,
-Başvuru kutuları gibi iletişim kanallarını oluşturmak,
-İnsan Haklarını ilgilendiren her konuda araştırma, izleme ve
inceleme yapmak gibi hususlar bulunmaktadır.
Yönetmelik gereği kurulumuz her ayın ilk haftasına tekabül eden
Pazartesi günü toplantı yapmakta olup, kurula yapılan muracaatlar
burada değerlendirilmektedir.
Muracaatlar ; şahsen yapıldığı gibi, elektronik ortamda yapılabilir,
ayrıca ilimizin çeşitli noktalarındaki muracaat kutularımız
yolu ilede şikayetler kurulumuza bildirilebilir.
İlimizde 8 adet İnsan Hakları Başvuru Kutusu mevcut olup, bu
kutular şehrimizin belirli yerlerine konulmuştur.
Bu kutular her ayın 30 ‘un da düzenli olarak Valiliğimiz görevli
personeli tarafından açılıp, içinde müracaat olup, olmadığı
kontrol edilmekte, İl İnsan Hakları Başvuru Kutularından çıkan
müracaatlar her ayın ilk Pazartesi günü yapılan İl İnsan Hakları
Kurulu toplantısında görüşülmekte ve kurulun kararına göre işlem
yapılmaktadır.
2007 yılı içerisinde İl İnsan Hakları Kurulu Başkanlığımıza
12 adet Başvuruda bulunulmuştur.
Vatandaşlarımız bu başvurularında; Sağlık, Hasta Hakları, Kişi
Hürriyeti, Haberleşme ve Basın Hürriyeti gibi konularda şikayetlerini
dile getirmişlerdir.
İl İnsan Hakları kurulumuz bu şikayetleri düzenli olarak kurulda
görüşüp konun içeriğine göre incelemelerde bulunarak gereğini
yapmıştır.
İl
İnsan Hakları Kurulumuz 2007 yılı içerisinde çeşitli zamanlarda
Nezarethaneleri, Çocuk Yurt ve Yuvalarını, Toplum Sağlığı ve
Gıda Üretimi yapılan yerleri, Özel ve Resmi Yüksek Öğrenim Öğrenci
yutlarını, Özel ve Resmi Okulları ve Kamu Kurum ve Kuruluşlarını
ziyaret ederek, bir aksaklıkla karşılaştıklarında sorunun çözülmesi
yönünde gerekli uyarıları yapmış veya gerekli görüldüğü zaman
kanuni işlem yapılması için gerekli yerlere bildirilmiştir.
İl İnsan Hakları Kurulumuz 2008 yılında da çalışmalarına aynı
ciddiyet ve kararlılıkla devam edecektir.
<<
SAYFA BAŞI
::10
ARALIK 2007 DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ ETKİNLİKLERİ
::
DAVETİYE

::
2007 YILI 10 ARALIK DÜNYA İNSAN HAKLARI GÜNÜ KOMPOZİSYON YARIŞMASINDA
DERECEYE GİREN ESERLEr (excel belgesi)
GENEL KATEGORİ
ADI SOYADI ESERİN ADI KATAGORİ
1. İbrahim ŞAŞMA NEDEN BABA KARAMAN 82. YIL DEVLET HASTANESİ
MEMURU
2. Mehmet BÜYÜKFIRAT İNSAN HAK(SIZLIK)LARI AMASYA ÜNİVERSİTESİ
SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETMENLİĞİ 3. SINIF ÖĞRENCİSİ
3. Sibel YIĞMAN BİR MENDİL ALIRMISIN ANADOLU ÖĞRETMEN LİSESİ
TARİH ÖĞRETMENİ
ORTAÖĞRETİM KATAGORİSİ
ADI SOYADI ESERİN ADI KATAGORİ
1. A.Rümeysa KELEŞ İNSANLIK BİLİM SANAT MERKEZİ ÖĞRENCİSİ
2. Cahide Nur SARI HER İNSAN BAMBAŞKA BİR İNSANDIR ALPTEKİN
ANADOLU LİSESİ ÖĞRENCİSİ
3. Fatma Zehra ÇAKIR ÇOK MU GEÇ MACİT ZEREN FEN LİSESİ ÖĞRENCİSİ
İLKÖĞRETİM KATEGORİSİ
ADI SOYADI ESERİN ADI KATAGORİ
1. Betül UÇKAN HAK MI DEDİNİZ SAVAŞ MI MEHMET VARİNLİ İLKÖĞRETİM
OKULU ÖĞRENCİSİ
2. Merve ŞAHİN BEYAZ KELEPÇE ÖZEL SEVGİ BAŞARIR İLKÖĞRETİM OKULU
ÖĞRENCİSİ
3. Ebru KILIÇ VE İNSAN SERDAR ZEREN İLKÖĞRETİM OKULU ÖĞRENCİSİ
<<
SAYFA BAŞI
::GENEL
KATAGORİDE BİRİNCİ OLAN ESER
NEDEN
BABA?
Neden simit satıyor bu çocuklar, baba? Neden oyun oynamıyorlar
benimle? Bu çocuklar neden sokakta? Üşümüyorlar mı? Neden oyuncakları
yok? Neden kalemleri, neden kitapları yok? Ayakkabı boyamaktan
maviyi unutan, yeşili kaybeden çocuklar… Söylesene baba, bu
çocuklar ne zaman çocuk olacaklar?
Gazeteler neden töreyi yazıyor, baba? Kurşun sesleri, neden
gazete manşetlerinde yankı buluyor? Güldünya nerede baba, Şemse
nerede? Söylesene, bize neler oluyor? Sevmenin suç olduğu iklimlerden
soğuk rüzgârlar geliyor haneme. Üşüyor, üşüyor üşüyorum… Nerede
bir töre cinayeti duysam düşüyor, düşüyor, düşüyorum.
Pamuk tarlalarında, fındık tarlalarında çalışalar diyerek, hayatın
ağır yüküne yedi yaşında mı alışalar diyerek, salınmıyor kız
çocukları okula baba! Oysa, ciğerlerine çektikleri nefes kadar,
oysa, sabah güneşi kadar, ekmek kadar, su kadar hakkıydı kalem
onların… O son kız çocuğu da okula gelene dek, o son köylü kızı
da adını kara tahtalara yazana dek, yüreğimdeki çocuk hep mahzun
hep mahcup kalacak baba... Söylesene, onların başına ne zaman
güneş doğacak, ne zaman baharları olacak baba ?
Yaşamak ve hürriyet en temel hak iken, cinayetler baba? Aklım
almıyor. Ölümü söylüyor televizyonlar, katliamları yazıyor gazeteler.
Sayfaları sıksam kan çıkacak içinden. Bıçak çıkacak… Bir avuç
yüreğimi, bir satır yazı, daha ne kadar yakacak? Yaşamak en
temel hak iken, kimler neden kastediyor canlara? Anlam veremiyorum
mertliği ve temizliği silahta bulan insanlara…
Dilinden ve dininden ötürü, renginden ve ırkından ötürü, daha
ne kadar sınıflanacak insanlar? Afrika’dan kardeşim olsun istedim
baba. Yunan’dan dostum. Benim düşmanlığa öfkem var, ayrılığa
kastım. O yüzden ufkumun dört bir yanına zeytin dalları astım.
Bana berdeli anlat baba! Berdeli... Çocukluğuna doymadan kadınlığa
itilen çocukları. Nerede bu çocukların hakları, hukukları? Öğretmen
olma ihtimalleri ellerinden alınmamalıydı. Doktor olacaklardı
belki de. Belki bir sınır köyünde ebe... Oy benim yüreğim nelere
şahit olacak, gözlerim daha nelere gebe? Baba, haklarımı istiyorum.
Oyuncak getirmesen de olur, bakkaldan şeker getirmesen de...
Haklarını istiyorum çocukların. Kırmızı pabuçlarım olmasa da
olur. Çocuk olmalarını istiyorum çocukların. Yaşamalarını istiyorum
insanların. Okumalarını… Kalem tutmalarını... Yazmalarını… Birileri
engellese artık, korkularımın düşlerime sızmalarını.
Ya savaşlar baba? İnsanların yaşam hakları nasıl bir kalemde
silinebilir? Kundağında bebeklerin başına düşen bombaların bir
izahı var mı baba? Bu namus mu ar mı baba? Dünya bu kadar mı
küçük, böylesine dar mı baba?
Ve bana anlatmayın bu kısır coğrafya döngüsünü, akşamın ve sabahın
nasıl olduğunu, güneşin dünya ile olan dansını… İncir ile erik
ağacını ayırt edebildikleri zaman sabah olduğunu sanadursunlar...
Ufukta güneşin battığı zaman akşam olduğunu, karanlık çöktüğünü
sanadursunlar… Benim için karanlık, eşitliğin olmadığı yerdir
baba. Karanlıktan korkuyorum o yüzden. Benim için karanlık,
hakkın ve hukukun uğramadığı yerdir baba. İnsanın ezildiği yerdir.
Haysiyetinin ayaklar altına alındığı, umudunun çalındığı yerdir
karanlık. Sosyal, kültürel hakların insan elinden alındığı yerdir
karanlık. O yüzden korkuyorum karanlıktan… Akşamın gelişi karanlık
olamaz baba. Akşam bir anlıktır. Karanlık ise çok karanlıktır...
Sabahı mı sorarsın bana baba? Söyleyeyim:"Karşımdaki insanı
ırkına, dinine, inancına, mezhebine, milletine bakmadan; fikrine,
zikrine aldırmadan; zengin mi yoksul mu diye nitelendirmeden;
güzel mi çirkin mi diye süzmeden kardeşim diye saydığımda sabah
olmuştur bilesin…
Bana sabahlarımı getir baba!.. Neden güneşin bir yarısı yok?
Neden güneşin sarısı kirli? Yok mu şöyle bir değnek, hem de
sihirli? Dokunduğum yerde barış olsun. Dokunduğum iklimlerde
yağmur…
İşte bu yüzden sarıldım ben ona. İşte bu yüzden sevdalı kıldım
çocuk yüreğimi, ben ona... Yeryüzünün en barışçıl silahından
bahsediyorum baba. En sağlam kalkanından... İnsana dairdir çünkü.
İnsan vardır içinde... Duygudan hasıldır. Yunus vardır içinde.
Mevlana vardır. Hak vardır. Ruh vardır içinde, gönül vardır
yok edilemeyen... Saygı sunar bize, saygı bekler bizden. Sevgi
yükler bize, sevgi ister bizden. Onur verir bize, onurluca yaşamayı
ister bizden. Biz çocuklar, çocuk yüreğimizle bunu çok daha
iyi biliyoruz sizden! Siz, neden bilmiyorsunuz baba?
İbrahim
ŞAŞMA
Karaman 82.Yıl Devlet Hastanesi Memuru
<<
SAYFA BAŞI
::
ORTAÖĞRETİM KATAGORİSİNDE BİRİNCİ OLAN ESER
İNSANLIK
İnsan
hakları… Günümüzde güçlü devletlerin güçsüzlere oynadığı oyunun
adı! Sömürmenin, yok etmenin kılıfı! “İnsan haklarını, demokrasiyi
getiriyoruz!” diye girilen ülkeleri görüyoruz: Afganistan, Filistin,
Irak ve daha birçokları…
İnsan haklarının gerçekten bizleri koruduğunu mu düşünüyorsunuz?
Güçlülerin güçsüzlere oynadığı oyun ne zaman sona erecek hiç
düşündünüz mü? Bu işin sonu ne zaman gelecek? Gelin, şimdi bu
aldatmacayı bir yargılayalım. Bir mahkeme de biz kuralım. Haklıyı
haksızdan ayıralım.
İnsanın haklarının temelinde, özünde yaşama hakkı gelir. Özgür
yaşamak din, dil, ırk ve renk ayrımı yapmadan bütün insanların
hakkıdır. Bütün dinler, bunu emreder. İnsanlığın gereğidir bu.
Mevlâna bütün insanlığı boşuna mı davet etmişti? Ya Yunus’taki
hoşgörünün kaynağı neydi? Şu anda insan hakları başlığı altında
Filistin’e, Irak’a giren özgürlük, neden esirliğe dönüşüyor?
Kim düşünebilirdi, insan haklarının bir koz (!) olduğunu?
Irak, neden bu durumda şimdi? Kim veya ne yüzünden bu halde?
Neden ölüyorlar teker teker? İnsan hakları neden korumuyor bu
insanları? Neden hür değiller? Hani bu insanlara özgürlük ve
demokrasi götürülüyordu!..
İkinci sırada güvenlik yer alır. İnsan güvendeyken kendini rahat
hisseder. Fakat, insan hakları her gün güçsüzlere bomba yağmasını
engelleyemiyor. Her gün milyonlarca insanın ölümünü seyrediyoruz
film izler gibi sıcacık, güvenli odalarımızda.
Ve
çocuklar…Ya onların hakları? Yıkık dökük duvarlar arasında dolaşan
ve ölümle burun buruna olan çocukları insan hakları neden korumuyor?
Onlara kol kanat germek yerine neden kanatlarını kırıyor? Sonra
hayat… Neden kovmuyor bu çocukların etrafındaki akbabaları?
Düşündükçe bu sorular insanın içini kemiriyor. Kalbini acıtıyor.
Biz burada “tiyatroya gidemedim” diye ağlarken onlar ölümden
kaçıyor. Ekmek almak için bakkala gitmeye üşeniyoruz. Onlar,
küçük bir parça için tartışıyor. Bizim bebeklerimiz mutlu, onların
bebekleri hiç durmadan ağlıyor. Ama onlar bunu isteyerek yapmıyor.
Onlar, bu oyundaki kurbanlar…
Televizyonu
açınca bir haberde sel felaketini, diğerinde kuraklığı görüyorum.
Herkesin ağzında “buzullar eriyor” lafı. Bir kişi de demiyor
ki bunu dünyaya kim yapıyor? Sonra mevsimlerin değiştiğini söylüyorlar,
fakat kimse bu olayı sorgulamıyor. Belki de sorgulamaktan korkuyor.
Bunu dünyamıza kim yapıyor? Sorusunun cevabını bulmak pek zor
değil. Cevap ortada. Bunu insan hakları savunucularının ortaya
attığı projeler yapıyor. Örneğin nükleer denemeler, fabrikalar,
havaya salınan ne olduğu belli olmayan gazlar… Peki dünyamızı
bu duruma getiren insan hakları savunucuları, kendi sonlarını
da getirdiklerinin farkında değiller mi?
İnsanlık
bazı gerçekleri artık yavaş yavaş algılamaya ve sorgulamaya
başladı. Afrika’nın neden çoraklaştığını, oradaki insanların
birbirlerini neden boğazladıklarını çok iyi biliyoruz artık.
Benim atalarımın dünyaya verdiği insanlık dersini, onun mirasını
paylaşamayanların ortaya koyduğu vahşeti gördükçe daha iyi anlıyorum.
Dünyanın Mevlâna’ya koşmasındaki tılsımı anlamak için daha ne
bekliyoruz! Yönümüzü biraz da kendi içimize çevirsek göreceğiz
gerçekleri.
Şu yaşlı dünyamıza dönüp baktığımızda sahip olduğumuz her şeyi
yavaş yavaş yitirdiğimizi görüyoruz. Önce insanlığımızı yitirdik.
Sonra sevgiyi hoşgörüyü… Şimdi de doğayı yok ediyoruz son sürat.
Sözün tükendiği yerdeyiz artık. Burada susalım ve Şef Sietıl’a
kulak verelim biraz:
“
Birgün bakacaksınız gökteki kartallar, dağları örten ormanlar
yok olmuş, yabani atlar ehlileştirilmiş ve her yer insanoğlunun
kokusuyla dolmuş. İşte o gün, insanoğlu için yaşamın sonu ve
varlığını devam ettirebilme mücadelesinin başlangıcı olacaktır.
“
A.Rümeysa KELEŞ
Amasya Bilim ve Sanat Merkezi
<<
SAYFA BAŞI
::
İLKÖĞRETİM KATAGORİSİNDE BİRİNCİ OLAN ESER
HAK MI DEDİNİZ SAVAŞ MI?
İnsan hakları… Her gün gazeteden, dergiden, televizyondan, radyodan
duyduğumuz asla anlamını tam olarak gerçekleştiremediğimiz klasikleşmiş
iki kelime... Biz insanlar “İnsansak, insan hakları istiyoruz!”
diye avazımız çıktığınca bağırıyoruz ama ağzımızdan çıkanı kulağımız
duyuyor mu? Ne istediğimizin farkında mıyız? Basit bir olay
karşısında “İnsan hakları çığırtkanlığı” yapmak nasıl olduysa
moda olmuş. Bağıralım, bağırabildiğimiz kadar… Nasılsa duyan
yok! Aslında, sözü edilen haklar bizim bildiğimiz gibi sadece
bize kadar olan haklar değildir. Bu haklardan herkes eşit oranda
yararlanabilir. Söz edilenler, dünyada ırk, din, dil ve cinsiyet
ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklardır.
Ama çoğu insanda “Ben yararlansam yeter. Gerisinden bana ne?”
düşüncesi vardır. Peki, sizin düşünceleriniz de böyle midir?
Diyelim ki herkes böyle düşüncelere sahip. Türkiye’deki bir
insan rahat, sıradan ve halinden memnun bir şekilde yaşar. Amerika’daki
sosyal, çoğu olanağa sahip ve hatta mükemmel denilecek kadar
iyi bir şekilde yaşar. Peki ya Afrika’daki? Ne onu soran olur,
ne de ona birazcık merhamet ve sevgi gösteren. Herkesçe bilinen
insan hakları sizce de bu mudur? İnsan hakları denilen haklar
sadece birkaç kişiye yönelik değildir. Dünyanın hangi ucunda
olursan ol, o haklar herkese yöneliktir.
Hani bazı insanlar vardır. İnsan haklarını ve insanları savunurlar.
Topluma insan haklarını öğretmek için çalışıp didinirler. Aynı
zamanda da içinde bulundukları toplumu, menfaatleri söz konusu
olunca sıcak savaşlara sürükleyen bu insanlar neyin peşindeler?
Gelişmiş ülkeler, insan hakları diye bağırıp Afrika, Irak gibi
yerleri sömürüyorlar. Bunun sebebi herkesçe bilinen renk ayrımı
mı yoksa maddi çıkarlar mı ön planda? Buradan yola çıkalım.
Hani insan hakları ayrımcılığa engeldi? Bunları yapanlar, insan
haklarını hangi noktada savunuyorlar? İnsan hakları diye bas
bas bağıran kitlelerin çıkardıkları savaşlarda can çeken sivillerin
hakları, insan haklarının neresinde saklı? Galiba, insan hakları
caddesinde fakat kanunları olmayan bir sokakta saklı! Gelişmiş
ülkelerde hangi insan hakkından söz ediyoruz? Savunmasızca kurşuna
dizilmiş, vahşice katledilmiş halktan mı? Ülke bütünlüklerine
göz dikmiş, yıllardan beri masum insanları dinamit parçalarıyla
duvarlara yapıştıran terör eylemlerinden mi? İnsanlar ve insan
hakları tehlikede! Aslında sorunun kördüğümü gerçekçi olmakta
çözülüyor. Zaten doğru olan da daha gerçekçi olup insan haklarını,
insanlığa öğretirken öğüt vermek yerine örnek olmakta gizlidir.
Toplumsal kitlelere hitap etmek için de seminerler ve konferanslar
düzenlenebilir. Belki de insan haklarını savunanlar sadece kendilerini
ve halklarını savunuyorlar. Başkaları onların umurunda bile
değil!
Yaşadığımız yüzyılda bir tarihi eser gibi korunan insan haklarının
şu anda eski bir kumaştan farkı yoktur. Eğer bu şekilde devam
edersek sömürüye uğramış ülkeler daha da çok artacaktır. Dünyanın
ve insanların istediği insanlık, yeni bir yıl, bu mudur? Belki
de günümüzdeki ayrımcılığa isim, ev, araba vs. ayrımcılıkları
eklenip dünya çekilmez bir hale getirilecektir. Bir süre sonra,
küresel ısınma ile elimizden kaybettiğimiz iklim şartları gibi
insan haklarını da bir yenilgiyle kaybedebiliriz. İnsansak ve
insan gibi yaşamak istiyorsak başkalarından farkımız olsun!
Biz insan haklarını, tüm dünya adına savunup koruyalım.
Betül
UÇKAN
Mehmet Varinli İÖO
|