İl
ve İlçe İnsan Hakları Kurullarının Ziyaret Faaliyeti
İl
ve İlçe İnsan Hakları Kurulları hakkında Yönetmeliğin 12-f maddesinde
Kurulların araştırma ve izleme görevi çerçevesinde insan hakları
uygulamalarını yerinde görmek amacıyla ilgili kurum ve kuruluşlara
ziyaretler gerçekleştirecekleri belirtilmiştir. Kurulların bu
görevinin “denetim” anlamını taşımadığı unutulmamalıdır. Kurul
Başkanlarının vali veya kaymakamlar olması, uygulamada birtakım
yanlış yorumlara yol açmaktadır. Kurullara verilen bu görev, aynı
zamanda Kurul Başkanı olan mülki amirlerin idari denetim anlamındaki
yetki ve görevleriyle neredeyse iç içe geçmiş biçimde algılanmakta
ve değerlendirilmektedir. Bazı Kurulların faaliyet raporlarında
maalesef bu yanlış kanaate örnek oluşturacak biçimde, idarenin
rutin denetim çalışmalarına Kurulların izleme görevi çerçevesinde
yer verildiği gözlemlenmektedir. İnsan Hakları Kurullarının kurumsal
kimlik edinme konusundaki eksikliklerinin bir sonucu olan bu durumda
Yönetmelik ile verilen ve çok farklı bir içerik ve amaç taşıyan
izleme görevi boşlukta kalmaktadır. Bu nedenle mülki idarenin
“denetim” faaliyetleri ile, Kurul üyeleri tarafından ve Kurul
adına gerçekleştirilen “ziyaretler” birbirine karıştırılmamalı,
bu iki çalışmanın birbirini ikame edemeyeceği unutulmamalıdır.
Bu yüzden sıkça kullanılan denetleme ifadesi yerine inceleme kelimesinin
tercih edilmesi, hem bu farklılığı netleştirecek, hem de gereksiz
birtakım yetki tartışmalarını önlemiş olacaktır.
Kurullar,
herhangi bir icraî gücü veya yetkisi bulunmayan, kamuoyu ve idare
üzerinde oluşturacakları saygın konumları ve birikimleriyle yol
gösterici olması beklenen yapılardır. Dolayısıyla Kurulların ziyaretleri,
bir üst idari mercinin “denetimi” değil, toplum adına oluşturulmuş
bir kontrol sistemidir. Ayrıca sivil üyelerin ağırlıkta olduğu
Kurulların izleme çalışmalarının “denetleme” şeklinde ifade ve
takdim edilmesi kamu görevlileri arasında bazen haklı olarak yadırganmaktadır.
Bu yüzden yapılan çalışmaların “denetim” değil “ziyaret” olduğu
hususuna dikkat edilmesi Kurulların diğer kurumlarla ilişkileri
açısından da dikkat edilmesi gereken bir durumdur.
Madde
metninde de belirtildiği gibi izleme görevi “insan hakları uygulamalarını
yerinde görmek” amacını taşımaktadır. Lafzen herkesin mutabık
kaldığı değerlerin fiiliyattaki durumunun sürekli olarak kontrol
edilmesi Kurulların en önemli görevlerinden biri ve aynı zamanda
bir toplumsal sorumluluktur. Bu görevin toplumun belli kesimlerini
kapsayan Kurullar tarafından da kendine özgü kapsamı ve içeriğine
bağlı olmak kaydıyla paylaşılması, aynı zamanda sosyal bir otokontrolü
de ifade etmektedir. Kurullar başarılı çalışmalarıyla toplum nezdinde
etkin ve saygın bir imaj edindiklerinde yasal olarak sahip olmadıkları
yaptırım gücünden çok daha etkilisine sahip olmuş olacaklar ve
onların yaptığı tespit ve değerlendirmeler kısa sürede etkili
sonuçlar doğuracaktır.
Ziyaretlerle
ilgili bir başka yanlış algılama da bu konunun nedense sadece
nezarethanelerle ilgili görülmesidir. Esasen, kamu hayatınının
tüm yönlerini kapsayan izleme görevini somutlaştırdığımızda ziyaret
ve izleme çalışmalarının iki ana noktada yoğunlaşması gerektiğini
görüyoruz:
•
Hassas grupların bulunduğu yerler (nezarethaneler, çocuk yuvaları
ve okullar, kadın sığınma evleri, huzurevleri, göçmen kampları
gibi yerler)
• Halkın yoğun olarak başvurduğu kamu kuruluşları (bankalar, hastaneler,
nüfus ve tapu idareleri gibi yerler)
Kurullar
özellikle hassas ve korunma ihtiyacı içindeki grupların bulunduğu
yerlere özel önem vermelidir. Bu bağlamda, Temmuz ayında tüm Kurulların
bünyesinde nezarethanelerle ilgili oluşturulan komisyonların görev
alanları bölgede bulunan bu tür yerlere de teşmil edilmeli veya
bunlar için ayrı komisyonlar oluşturulmalıdır. Kurulların bünyesinde
bu tür hassas gruplara yönelik çalışmaları yürütecek ve organize
edecek sosyal hizmet uzmanları bulunmasına veya ilgili uzman kuruluşlar
ve STK’larla işbirliği yapılmasına çalışılmalıdır. Bu tip ziyaretlerin
başka hiçbir şey yapılmasa bile oralarda bulunan insanları nasıl
mutlu edeceği, onlara nasıl moral vereceği ve görevliler üzerinde
de nasıl bir “sorumluluk hissi” uyandıracağı düşünüldüğünde konunun
önemi daha iyi anlaşılacaktır. Belli bir programla yapılacak ziyaretlerin
medyaya duyurulması da, hem Kurulların imajı hem de bu çalışmaların
etkinliği açılarından elzemdir.
Kurullar
bu yerleri düzenli olarak, haberli ya da habersiz ziyaret etmeli,
buralarda bulunan insanlarla görüşerek sorunlarını dinlemeli,
fiziki noksanları tespit etmeli, personelle görüşerek insan hakları
konusundaki bilgi düzeylerini görmeli, insan haklarının onların
görevlerini ilgilendiren yönleri hakkında personeli bilgilendirmelidir.
Bu ziyaretler, asla bir baskın havası içinde ve “sorgulama” maksadıyla
gerçekleşmemelidir. Kurulların yapısı ve özelliklerine baktığımız
zaman, tam da bu yanlıştan kaçınabilecek, yapışacak yaka değil
önerilecek çözüm arayacak birimler olduklarını görüyoruz. Sorunların,
eksikliklerin tespit edilmesi oradaki personeli “denetleme ve
hak bilinçlerini yargılama” amacıyla değil, herkesin ortak yaşam
alanını iyiye ve güzele dönüştürme hedefiyle yapılmalıdır. Çoğu
durumda vatandaşlar ile kamu görevlilerinin mağduriyetleri ortaktır;
çünkü vatandaşların yaşamlarının bir bölümünde bulundukları yerler
söz konusu personelin tüm çalışma yaşamının geçtiği yerlerdir.
Hakların gereği gibi uygulanamamasına neden olan şartların düzeltilmesinin
kamu görevlilerinin de arzusu olduğu, eğer haklarla ilgili bilgi
eksiklikleri varsa bunların giderilmesinin herkesten önce onların
çıkarına olduğu unutulmamalıdır. Bunun yanında Kurulların bir
avantajı da, idari yapının gelenekleri içinde bazı nedenlerle
dile getirilemeyen veya sonuç alınamayan pek çok sorunun da Kurul
kimliğiyle karar vericilerin gündemine taşınabilmesidir ki, bu
da yine öncelikle kamu görevlilerinin faydalanacağı bir durumdur.
(iii)
Nezarethaneler
İnsan
hakları ihlâl iddialarıyla ilgili olarak en fazla gündeme gelen
yerler olan nezarethanelerin gerek fiziki koşullar gerekse personelin
insan haklarıyla ilgili bilgi ve bilinç düzeyi açısından değerlendirilebilmesi
amacıyla ziyaret edilmesi ve incelenmesi ayrıca önem taşıyan bir
konudur. Nitekim Yönetmeliğin 12. maddesinin (h) (i) ve (j) fıkralarında
karakol ve nezarethane denetleme formlarının incelenerek eksiklikler
konusunda tavsiyelerde bulunmak, bu yerlerdeki koşulların iyileştirilmesi
amacıyla tavsiyelerde bulunmak ve sanık haklarının daha iyi uygulanması
amacıyla araştırma ve incelemelerde bulunmak Kurulların görevleri
arasında belirtilmiştir. Kurulların bu yerlerdeki incelemeleri
ulusal ve uluslararası platformda özel yankı bulmakta ve ayrı
bir ilgiyle izlenmektedir. Bunun nedeni, insan hakları açısından
nezarethanelerin özel konumu ve Türkiye’nin özellikle sıkıştırıldığı
ve suçlandığı konuların genellikle bu tip yerlerde yaşandığı iddia
edilen işkence ve kötü muamele olayları olmasıdır.
Özellikle
ceza yargılama sistemimizde gerçekleştirilen reformlar ve siyasi
irade tarafından benimsenerek kararlılıkla uygulanan “İşkenceye
Sıfır Tolerans” politikası konusunda kamu görevlilerinin bilgilendirilmesi
ve uygulamalarının izlenmesi, hem ülkemizin insan hakları alanındaki
temel sorunlarının ortadan kaldırılması hem de uluslararası ilişkilerdeki
saygınlığımız açısından ihmale gelmez bir görevdir. Kurullar da
bu toplumsal misyon içinde kendi üstlerine düşen görevi yerine
getirmeli ve özel bir kontrol sistemi olarak sürece katkı yapmalıdır.
Bu
çerçevede gerçekleştirilecek ziyaretlerle ilgili olarak dikkat
çekilmesi gereken ilk husus, tespit edilen eksiklik veya ihlâllerin
raporlanması ve özel bir sakınca taşımadığı takdirde kamuoyuna
duyurulması konusunda duyarlı olunmasıdır. Unutulmamalı ki, bu
çalışmaların amacı “Türkiye’de sorun yok” demek değil, “Türkiye’de
sorunların üzerine gidiliyor” diyebilmektir. Dünyada insan hakkı
ihlâli yaşanmayan hiçbir yer yoktur; sorun o ihlâlleri en aza
indirme iradesi ve eylemini gösterip göstermediğinizdir. Bu nedenledir
ki, ülkemizin imajı, itibarı veya güvenliği gibi gerekçelerle
mevcut sorunları kategorik olarak yok saymak biçimindeki yaklaşımlar
bize zarardan başka bir şey vermemiştir. Tersine bu tutum devletin
açıklamalarına olan güveni yok etmiş ve Türkiye karşıtlarına bulunmaz
bir propaganda malzemesi sunmuştur. Kurullar, bu mesajı oluşturacak
ve ulaştıracak ideal kurumlardandır. Dolayısıyla Kurul üyeleri,
gerçekleştirdikleri ziyaretlerde tespit ettikleri sorunları kaydetmek
ve raporlamak konusunda tereddüt etmemeli, bunları ortaya koymanın
hem Kurul üyeliğinin hem de milli bilince sahip bir vatandaş olmanın
gereği olduğunu unutmamalıdırlar.
Bir
başka husus, herhangi bir ihlâl iddiasıyla ilgili yapılan bir
başvuruda “konunun yargıya intikal etmesi” gerekçesiyle söz konusu
dosyanın tümüyle gündemden çıkarılmasının yanlışlığıdır. Kuşkusuz
ihlâl iddiasıyla ilgili objektif gerçeği tespit etme konusunda
yargı devreye girmişken Kurulların sonucu izleme görevi vardır;
o iddiaya konu olan yerin mutlaka ziyaret edilmesi, standartlara
uygunluğunun kontrol edilmesi, görev yapan personelin insan hakları
konusundaki bilgi ve bilinç düzeylerinin araştırılması gerekmektedir.
Bu da Kurulların zaten aslî görevidir ve yargıda devam eden davadan
bağımsız olarak yürütülebilecek ve yürütülmesi gereken bir çalışmadır.
Kurullarımızın
bünyesinde nezarethane ziyaretleriyle ilgili olarak oluşturulmuş
bulunan komisyonların faaliyetleri süreklilik arz etmeli, belirlenmiş
bir program dahilinde bölgede bulunan tüm nezarethanelere gidilmeli,
düzenli aralıklarla raporlar hazırlanmalı ve ilgili kuruluşların
bilgisine sunulmalıdır. Kurullar tespit ettikleri eksiklikleri
sadece kaydetmekle yetinmemeli, bu sorunların giderilmesi için
inisiyatif alarak ilgili birimlerle temasa geçmelidir.
Ziyaretleri
yapacak heyette baro ve tabip odası üyelerinin bulunması konuyla
ilgili uzmanlık desteği ve ziyaretlerin Kurul kimliğiyle gerçekleşmesi
esprisi açısından önemlidir. Kurul Başkanlarının önderliğinde
gerçekleştirilen ziyaretlerin ister istemez “mülki idare denetimi”
görüntüsü kazanmasına neden olabileceği hususuna da özellikle
dikkat etmek gerekmektedir. Bu yüzden Kurullarımız “imaj sorunu”
konusunda özellikle duyarlı olmalıdır.
Ziyaretlerle
ilgili olarak şu hususlara da dikkat edilmesi yerinde olacaktır:
A.
Ziyaret öncesinde;
•
Ziyaretle ilgili Kurul kararı alınmalıdır.
• En az bir STK temsilcisi üyenin bulunduğu ve uzmanlardan oluşan
bir komisyon teşkil ettirilmelidir.
• Kurul üyesi olmayan ancak insan hakları konusunda uzman STK’ların
tecrübe ve birikiminden yararlanılmalıdır.
• Baro ve tabipler odasının öncülük etmesi sağlanmalıdır.
• Ziyaretlerin habersiz yapılmasına öncelik verilmelidir.
• Ziyaret haberli yapılıyor olsa bile bunun gün, saat gibi ayrıntıların
da verilmesini gerektirmediğine dikkat edilmesi gerekir.
• Boş bir nezarethaneyi incelemek durumunda kalmamak için, ziyaret
edilecek nezarethanede gözaltına alınmış en az bir kişinin bulunduğu
bir zaman ayarlanmalıdır. Bu konuda baroya mensup nöbetçi avukatlardan
yardım alınmalıdır.
• Yakın geçmişte gözaltı prosedürlerinde düzensizlik veya kötü
muamele ile ilgili raporlara konu olmuş nezarethanelerin incelenmesine
öncelik verilmelidir.
B.
Ziyaret sırasında;
•
Gözaltı birimlerinin ziyareti çalışmalarında etkin bir inceleme
yaklaşımı benimsenmeli, ancak bunun ötesine geçen önyargılı ve
suçlayıcı tavırların ise ziyaret amaçlarına hizmet etmeyeceği
unutulmamalıdır.
• Gözaltı kayıtlarının tutulduğu defterler mutlaka incelenmelidir.
• Mümkün olabildiğince gözaltında bulunanlarla özel olarak görüşülmelidir.
• Gözaltına alınanların haklarından yararlanıp yararlanmadıkları
belgeler incelenerek ve gözaltına alınanlarla görüşülerek tespit
edilmelidir.
• Bayan şüpheli ve sanıklar için bayan memur olup olmadığı, çocuklar
için avukat bulunup bulunmadığı sorulmalıdır.
• Gözaltı birimlerinin uygun fiziksel şartlara sahip olup olmadığı
araştırılmalıdır.
• Gözaltına alınanlara verilmesi zorunlu olan bilgilerin verilip
verilmediği, yakınları ve avukatlarıyla görüşme imkanları, sorgu
odalarının koşulları, 24 saat kamera kontrol sisteminin bulunup
bulunmadığı, zorunlu ihtiyaçların nasıl karşılanabildiği, sağlık
kontrollerinin nasıl yapıldığı, gözaltı yerlerinin boyutlarının
standartlara uygun olup olmadığı, şüpheli ve sanıkların kendilerine
zarar vermemeleri için alınması gereken önlemler mutlaka incelenmelidir.