:: İNSAN HAKLARNDAN SORUMLU DEVLET BAKANI VE BAŞBAKAN YARDIMCISI
 

CEMİL ÇİÇEK

1946 yılında Yozgat'da doğdu. 1971 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. 10 yıl serbest avukatlık yaptıktan sonra Yozgat Belediye Başkanlığı, Yozgat ve Ankara Milletvekilliği görevlerinde bulundu. Turgut Özal, Yıldırım Akbulut ve Mesut Yılmaz hükümetlerinde Devlet Bakanı, Abdullah Gül ve I. Recep Tayyip Erdoğan hükümetlerinde de Adalet Bakanı olarak görev yaptı. II.Recep Tayyip Erdoğan Hükümeti'nde insan haklarından sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görevlendirildi. İngilizce ve Fransızca bilmekte olup, evli ve 3 çocuk babasıdır.

 

 
     
 

Sunuş*

 
 

Onurlu, eşit ve özgür bir yaşamın vazgeçilmez koşullarını ifade eden insan hakları günümüzde tüm dünyanın kabul ettiği evrensel, ahlaki bir değerler bütünü; adil, meşru ve uygar bir devlet ve toplum yönetiminin vazgeçilmez kriteridir. İnsan Hakları, etik bir ideal olmanın ötesinde insanlık ailesinin bütün üyelerinin özden saygın oluşlarının; eşit ve vazgeçilmez hakların kabulü de, Birleşmiş Milletler Antlaşması’nın başlangıç bölümünde ifade edildiği üzere, tüm dünyada özgürlük, adalet ve barışın temelini oluşturur.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile ilân edilen ve günümüzde artık çağdaş bütün Anayasa’larda yer alan hak ve özgürlükler, insanı en yüksek değer olarak kabul eden bir anlayışın ürünüdür. Tüm insanlar, dünyanın neresinde, hangi ülkesinde bulunursa bulunsunlar doğuştan, kadın-erkek, ırk, din, dil ya da başka bir nedenle ayrım yapılmaksızın eşit ve özgür bireyler olarak dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez, evrensel nitelikte haklara sahiptir. Böylece insan hakları, insanlığın uzun mücadeleler sonucunda yirminci yüzyılda ulaştığı çağdaş insanlık anlayışının dokusunda yer almakta, bu günden geleceğe yeni bir insanlık anlayışı oluşturup geliştirmektedir.

İnsan hakları, çok boyutlu bir konular manzumesidir. Toplumun her kesimini ilgilendirmektedir. İnsan hakları ile demokrasi, paralel bir evrim geçirmiştir. Her ikisi birbirine bağlı kavramlardır. İnsan hakları teminat altına alınmış olmayan bir ülkede demokrasiden söz edilemez, demokrasi olmayan yerde de bir insan haklarının varlığı düşünülemez. Bunlar, biri olmazsa diğeri de var olmayacak ölçüde birbirine bağlı olan iki kavramdır.

Aynı biçimde, insan hakları devletin sosyal ve hukuk devleti nitelikleri ile yakından ilgilidir. Hatta denebilir ki sosyal hukuk devletinin temelidir. Dolayısıyla insan haklarının teminat altına alınması, toplumun her yönden gelişmesini olumlu biçimde etkileyecek nitelikleri korumak anlamına gelir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, insan haklarına “saygılı” olmayı Cumhuriyetimizin temel nitelikleri arasında belirtmiş (Madde 2) ve “insan haklarına dayanan devlet” (Madde 14) anlayışını açıkça ifade etmiştir. Bunu gerçekleştirmek amacıyla, Ülkemizde insan hakları alanında bugüne kadar çok önemli düzenlemeler ve çalışmalar yapılmıştır. İnsan haklarıyla ilgili uluslararası belgelerin hemen hepsinin altında Türkiye’nin imzası vardır ve bu belgeler Türk hukukunun birer parçası olmuştur.
İnsanımızın layık olduğu değere ulaşabilmesi ve Avrupa Birliği müktesebatına uyum çabası çerçevesinde son yıllarda dokuz uyum paketi hazırlanmış ve insan hakları alanında anayasal, yasal ve idari düzeyde bir anlamda “sessiz bir devrim” gerçekleştirilmiştir. Son yıllarda yapılan iki Anayasa değişikliği (2001 ve 2004), yeni Türk Ceza Kanunu, Ceza İnfaz Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu gibi insan haklarını doğrudan ilgilendiren bir çok alandaki kapsamlı değişiklikler, ayrıca çıkarılan uyum paketleriyle demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi ile insan hak ve özgürlüklerine saygının sağlanması yönünde reform niteliğinde önemli adımlar atılmıştır. İnsan hak ve özgürlüklerini doğrudan ilgilendiren bir çok alanda bir dizi hukuki ve idari düzenleme yapılarak insan hak ve özgürlüklerine yönelik kısıtlamalar önemli ölçüde giderilmiş ve insan haklarına ilişkin evrensel standartlara ulaşma yönünde önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Düşünce ve ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, işkence ve kötü muamelenin önlenmesi, ölüm cezasının kaldırılması, kişi özgürlüğü ve güvenliği, basın özgürlüğü, kadın-erkek eşitliği, yargının işleyişi, temel haklara ilişkin uluslararası sözleşmelerin statüsü, sivil-asker ilişkileri ve daha birçok konuda yapılan değişikliklerle insan hak ve özgürlüklerinin sınırları genişletilmiştir. Yapılan reformların uygulamaya yansıtılmasına yönelik varolan yargısal ve idari mekanizmalara ilave mekanizmalar eklenmiş ve bu amaçla Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı, İnsan Hakları Üst Kurulu, İnsan Hakları Eğitimi Ulusal Komitesi İnsan Hakları Danışma Kurulu, Reform İzleme Grubu (RİG), İl ve İlçe İnsan Hakları Kurulları gibi yeni yapılar oluşturulmuştur. Ayrıca, çeşitli kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde de birçok yeni insan hakları birimleri kurulmuştur.

Ülkemizdeki demokratik yapının eksiksiz hale getirilmesi, insan hakları bilincinin geliştirilmesi, insan hakları ihlâllerinin önlenmesi ve çağdaş yaşamın öngördüğü temel hak ve özgürlüklerden yararlanma fırsatının insanımıza tam manasıyla verilebilmesi için, bundan sonra da, çalışmalarımız aynı hız ve kararlılıkla devam edecektir. Ülkemizin önündeki temel vizyon budur. İnsan hakları alanında yapılan reformların uygulamaya tam olarak yansıtılabilmesi, ülkemiz içinde yaşayan tüm insanların eşit bir şekilde tüm hak ve özgürlüklerden yararlanabilmesi bundan sonraki çalışmaların temel hedefi olacaktır. Bunun için, mevzuat ve kurumsal düzeydeki gelişmelerle birlikte “zihinsel bir dönüşümün” gerekliliği ortadır. Eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri bu nedenle büyük önem kazanmaktadır. Bu faaliyetlerin “sürekliliği” ise istenen amaca ulaşmada hayati derecede öneme sahiptir.

Esasında, günümüzün insan hakları değerlerinin lafzına değilse de ruhuna her zaman sahip olan bu topraklarda, pek çok farklı din, mezhep ve etnik kökenden topluluğun yüzyıllarca barış içinde yaşayabilmesini sağlayan bir hoşgörü iklimi vardır.
İnsan sevgisiyle beslenen bu iklim, insan hakları ile ulaşılması arzu edilen hedefer için ideal bir bilgi ve düşünce zemininin varlığı anlamına gelmektedir. Bu açıdan bakıldığında, insan haklarının “ithal bir kavram” değil, medeniyetimizin “yitik bir malı” olduğunu belirtmek gerekmektedir. İnsan hakları konusundaki “zihinsel dönüşüm” de, esas olarak insanımızın fikir ve gönül dünyasında mevcut bulunan değerleri, evrensel dil ve içerikle bütünleştirmeyi sağlayacaktır.

İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi yolunda yapılan ve yapılacak tüm çalışmaların insanlığın ortak değeri olan insan haklarının tüm yönleriyle bu topraklarda yaşanılır kılacağına hiç şüphe yoktur.

Cemil ÇİÇEK
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı

*"İnsan Hakları Nedir? 2007" adlı yayının önsöz bölümünden alınmıştır.

 
   
 

:: İNSAN HAKLARINDAN SORUMLU DEVLET BAKANLARI:

 
 

HÜKÜMETLER

İNSAN HAKLARINDAN SORUMLU DEVLET BAKANI
VE BAŞBAKAN YARDIMCILARI

60

II. ERDOĞAN HÜKÜMETİ

CEMİL ÇİÇEK (Görevde)

59

I. ERDOĞAN HÜKÜMETİ (14.03.2003-22 TEMMUZ 2007)

ABDULLAH GÜL

58

GÜL HÜKÜMETİ (18.11.2002 - 14.03.2003)

ERTUĞRUL YALÇINBAYIR

57

V. ECEVİT HÜKÜMETİ (28.05.1999 - 18.11.2002)

ALİ DOĞAN-NEJAT ARSEVEN-EDİP SAFDER GAYDALI-RÜŞTÜ KAZICELEN

56

IV. ECEVİT HÜKÜMETİ (11.01.1999-28.05.1999)

PROF.DR.ŞÜKRÜ SİNA GÜREL

55

III. YILMAZ HÜKÜMETİ (30.06.1997-11.01.1999)

PROF.DR.HİKMET SAMİ TÜRK

54

ERBAKAN HÜKÜMETİ (28.06.1996-30.06.1997)

LÜTFÜ ESENGÜN

53

II. YILMAZ HÜKÜMETİ (06.03.1996-28.06.1996)

EYÜP AŞIK

52

III. ÇİLLER HÜKÜMETİ (30.10.1995-06.03.1996)

MEHMET ADNAN EKMEN

51

II. ÇİLLER HÜKÜMETİ (05.10.1995-30.10.1995)

NOT: Görev dağılım genelgesi bulunmamaktadır.

50

I. ÇİLLER HÜKÜMETİ (25.06.1993-05.10.1995)

Mehmet KAHRAMAN (25.06.1993-25.06.1994)
Azimet KÖYLÜOĞLU (27.07.1994-27.03.1995)
Algan HACALOĞLU (27.03.1995-05.10.1995)

49

VII. DEMİREL HÜKÜMETİ (21.11.1991-25.06.1993)

MEHMET KAHRAMAN

<< GERİ

<< ANASAYFA